Ve yumduğu gözlerini araladı kadın kapıyı kapatınca
Uzunca bir süre uyanık olduğu halde sessizce yatmıştı öylece
Kadın kalkmış, titrek adımlarla odada şöyle bir dolanmış, krem rengi perdeleri aralamış, içeri titrek güneş ışığını doldurmuş, sonra içimdeki savaşı kazandım edasıyla eşyalarını aramak için odaya yönelmişti.
Tam o anda yüzünde bakışını hissetmişti kadının
Kararsızlık akıyordu ılık ılık.
Gülümsemek istedim bakışını hissedince. Ama ancak bir Rodin heykeli kadar insandım o anda. Birazdan evden çıkacağını biliyordum. TEk bir söz bile etmeden. Alışıktım.Hem yüzünü seçemeyecek kadar alkol kokarak geldiği bu adamın evinden hafif yaralarla kurtulmaya bakacaktı tez vakitte
biliyordum.
Yüzleşmek istemiyordu benimle. Ağzımdan çıkacak her söz tonlarca ağır olabilirdi, saçmalayabilirdik, açıklama yapmak zorunda kalabilir, sanki yüz yıllık evli gibi hesap verme durumuna sokabilirdik kendimizi.
Susmalıydık.
VE bunu ben sağlayacaktım. (Yine)
Çünkü her sabah 6' da kalkan bendim. Uyanıktım ama uyanmamalıydım. KAlkıp gidemezdim, kendi evimdeydim.
DAhası kendimden bahsetmeyecektim. (Yine)
Her zamanki gibi.
Sonra ayağa kalktım
Koltuğun yanında, küçük komidinin üzerinde gülümseyen gramafona doğru gittim.Pikaplar arasından en sevdiğimi seçip, gözlerimi kapattım.
je ne veux pas travailler .Pink Martini'den.
Boşluğa şekiller çizdim ellerimle
Görünmez bir orkestra yönetir gibi
Sonra
Ilık küçük dönüşlerle pencereye doğru yöneldim
Evimin küçük yatak/çalışma odası eski beyoğlu apartmanının 2.katındaydı. Uzun merdivenlerden anca inmiş olacaktı ben pencereye gidene kadar.
VE mutlaka arkasına bakacaktı
GEceyi nerede geçirdiğini merak edecek, gözleriyle pencereyi süzecekti
Elbette ki beni görmek umuduyla değil, acaba bir şey unuttum mu ruhumdan? korkusuyla.
Pencereye yaklaştığımda perdeyi yarısına kadar araladım ve gözlerimi tam o sırada apartmandan çıkarak belirsiz adımlarla uzaklaşan kadına diktim.
Montunu silkeliyordu
Sanki bir şeyleri istemiyormuş gibi geçmişinden
KAğıtlara, kalemlere, tek kişilik koltuğa, gramafona, kasvetli bir odaya ya da karalanmış onlarca saman kağıda bakıp yanlış anlamayın beni (Sakın)
Bu kadının arkasından da klasik senaryolu bir aşk öyküsü için filan bakmıyorum
Kadın cinsiyle alıp veremediğim de yok
hani acı çektireyim de Don juan'lıklarımla egomu şişireyim gibi
ya da şiirlerle ruhlarını kendi mağaralarımda eriteyim yalanları
Saçma şeyler bunlar!
Ama evet, ben bir yazarım.
mağarası olan bir hayvan gibi.
BAsit bir yazar yani, köşelere bucaklara yazan
Bilimsel bir şiirsellikle
Her neyse, müzik de değişecek birazdan
la soledad çalıyor işte!
BENim ruhumun piyano dokunuşları gibi..
Eski evimde bir piyanom vardı benim
Küçüklüğümden beri çalardım
Satmak zorunda kalmasaydım hala devam edebilirdim, hatta bu şarkıyı bile çalardım şimdi oturup. Gerçi bu odaya sığamazdı o güzelim Baldwin'im.
Kadın döndü arkasına!
Epey de uzaklaşmıştı oysa
Ve şarkıda piyanonun yerini keman aldı!
BEni gördü pencerede
ŞAşırdı
Gülümsedi umarsızca
Korku karıştı
Duraksadı
Başımı hafifçe eğerek gidişini onayladım
Gülümsedi
VE yürüdü öylece.
Perdeyi kapattım, yerden bira şişesini alıp çöp tenekesine attım. Kıyafetleri toparladım, yatağı örttüm, battaniyeyi yerine koydum.
Telefonu kaldırdım,
sevdiğim bir kadını aradım.
Dııtt
Dııtt.
3.çalış
Tam kapatacakken uykulu bir ses
Biraz huzursuz
-Alo..
-Aslı,benim.
Sana Geliyorum birazdan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder